Bedirhan Gökçe Röportajı!

 

Biz Hesapsız Sevdik isimli son albümüyle adından sıkça söz ettiren şair, televizyon ve radyo programcısı, usta isim Bedirhan Gökçe ile Son albümü ,Kitabı ve yayıncılık üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
 

Röportaja başalamadan Bedirhan Gökçe’nin son albümü “Biz Hesapsız Sevdik” ile ilgili kimler ne söyledi sizlerle paylaşıyoruz;

 

Mehmet Barlas; Sevgili Bedirhan Gökçe ,sanatve şiirsel emek bir araya gelince ortaya Biz Hesapsız Sevdik gibi çalışmalar çıkartmış.

 

Hop Dedik Ayhan; Yıllar boyu söylemek isteyipte söyleyemediğim söz şiir olmuş.”Baba Anneme İyi Bak…”Teşekkürler Bedirhan belki annem duyar.

 

Burhan Ayeri; Bedirhan Gökçe’nin son çalışmasına sadece şiir albümü demek haksızlık olur. ‘Biz Hesapsız Sevdik’te düetler var. 9 Çalışmanın hepsi güzel. Bahtiyar Vahapzade’nin ‘Bir Selama Değmedi’sini övmeye kelimeler yetersiz.

 

Aykut Işıklar;Ülkemizde en güzel konuşan insanlardan biri olan (hele şiir okurken) Bedirhan Gökçe’nin yeni albümü Biz Hesapsız Sevdik müzik marketlerde yerini aldı. Ve hemen hak ettiği ilgiyi gördü. Albümde Bedirhan’dan akıllara kazınacak şiirler var. Ancak Nuray Hafiftaş, Bilal Ercan, Tansu Örçen ve Serpil Kılıç düetlerini de çok seveceksiniz.

 

İŞTE O RÖPORTAJ

 

Medya Alemi : Yeni Albümünüz hayırlı olsun yine çok özel bir Albüm ile şiir severlerin huzurundasınız? İçerikten biraz bahsedermisiniz?

 

Bedirhan GÖKÇE : Moral Prodüksiyon’dan çıkan albümde; Nuray Hafiftaş, Bilal Ercan, Tansu Örçen ve Serpil Kılıç muhteşem düetleriyle renk kattılar. Ankara ve İstanbul stüdyolarında hazırladk albümü , Bilal Ercan ve Umut Mürare’nin yönetmenliğinde, ülkenin en iyi müzisyenlerinin katkısı ile hazırlandık. Albüm müzik marketlerde yerini aldıktan kısa süre bir sonra tekrar baskıya girdi. İlgi gösteren herkese bir kez daha teşekkürler.
Medya Alemi : Bedirhan Bey televizyon, radyo, sahne derken sürekli gündemdesiniz. Size en keyif veren hangisi? Sahne almak mı, radyo programı mı, televizyon programı mı?
Bedirhan GÖKÇE : Radyo elbette, kendimi en iyi ifade ettiğim alan ve bu bir heves değil 19.senesinde sürekliliğini koruyan ve iç dünyamda kendini sürekli tazeleyen bir keyif.

 

 

Medya Alemi : Delikanlı kitabınız da çıktı en son olarak. Kitapta neler bulabiliriz?
Bedirhan GÖKÇE : Delikanlının sadece “erkek” olmadığını, bir mafya tiplemesine benzemediğini, her mahallenin ideal tipi olduğunu bulabilirsiniz. Giderek sayısı artan çakma delikanlılara, diğer taraftan conconlara, kendini merkeze koyup kimseyi beğenmeyenlere, internet ortamından savurup dökenlere, kendi insanı ile dalga geçenlere, sevgiliyi eğlence, aşkı cinsellik bilenlere, üretme kabızı olup üretenlere “laf sokmayı” sanat zannedenlere vs vs vs en inceden verilmiş hayatın içinden dünden bugüne sayısız örneklerle her konu arası serpiştirilmiş komik, traji-komik örneklerle aradığınız sorulara cevap bulabilirsiniz.
Medya Alemi : Kral FM’de 3. Sayfa programı ile şuan Türkiye’nin En Çok Dinlenen Programı konumundasınız. Sadece kendi dalınızda değil radyolar genelinde de zirvedesiniz. Peki buradan Türk milletinin çok duygusal bir kimliğe sahip olduğunu söyleyebilir misiniz? Hiç taklitlerinize denk geldiniz mi? Biraz bahseder misiniz?

Bedirhan GÖKÇE : Sizi şerefimle temin ederim, 19 yıllık radyo programcılığımda hiçbir zaman “en çok dinlenen” olma gibi ne hevesim ne de kaygım oldu.

Ben şiiri severim, o zamanlar Ankara’da zaten 3 radyo var baktım bu tarakta kimsenin bezi yok, kendime “bildiğin ve sevdiğin işi yap” dedim. İnsanlarda teveccüh gösterince devam ettim. Her programın kapanışında hayata dair 10 dakika konuşmaya başladım baktım bu şiirlerden daha fazla beğenilmeye başlandı bende o tarafına yüklendim.

Yani halka rağmen bir şey yapmadım. Haber, belgesel, reklam da seslendirdim ama halk şiirde beni daha çok sevince ben de o tarafa iyice ağırlık verdim, hepsi bu.
Bir de çalışma ortamı önemli;

Şimdi benim gibi birinin önüne kural kaide koymaman lazım, Zaten yerini yurdunu haddini hududunu bilen bir adamım.

Stüdyoda çay içmeyeceksin, şu şarkıları çalacaksın, şunları konuşmayacaksın, şunu övecek, şunu yereceksin gibi daraltmalara gelemem.

Hiç bir radyoda da bu konularla ilgili bir problem yaşamadım. Mehmet de 10 yıllık arkadaşım, Yayın Yönetmeninin aynı zamanda bir yayıncı olmasının avantajı çok büyük, yapı olarak da, gönüllerde yer etmeyi raitinglerde yer etmeye değişmediğim, mesai arkadaşlarımla “bir kişi ile bile” bu güne kadar problem yaşamadığım için, radyoda da huzurluyum. Arkadaşlarımın ne dertleri olursa ve kabul ederlerse yakından da ilgilenirim.

İç sesinde huzuru olmayanın, dış sesinde de huzuru olmaz, bu da karşıya anında yansır…

Biraz uzun oldu özür dilerim, diğer sorunuz;

Halk duygusal mı? Evet.

Hatta gündüz kuşak programlarına dikkat ederseniz;

Biraz önce gözünün yaşını sildiği mendille biraz sonra halay çekecek kadar )

Son sorunuza gelince;
Taklit demeyelim de onlara, özenme imrenme diyelim. Bazen denk geldiğimde eğer hatalarını yakalarsam, yerel ulusal hiç fark etmez arayıp “şunu şöyle dersen daha doğru olur” gibi fikirlerimi mutlaka paylaşıyorum. Onlarda bu güne kadar sağ olsunlar benim bu yaklaşımlarımı hep hoşgörüyle karşıladılar. Ayrıca keşke taklit edilecek kadar iyi olabilsem, tevazu yapmıyorum, inşallah o arkadaşlarım, kardeşlerim çok daha iyi yerlere gelir, Dünya üç günlük, dilerim öldüğümde, benim için iyi şiir okurdu demek yerine iyi insandı derler, bu da bana yeter…

Medya Alemi  : Kral FM’deki programlarınızda size gelen en ilginç, en unutamadığınız mesaj hangisiydi?

Bedirhan GÖKÇE : Kral Fm’de değil ama Tatlıses’te çalışırken yeğenimi kaybettim. Üstelik 6 yaşındaydı ve onlar Amerika’daydı. Epey bir süre kendime gelemedim zaten ağlak bir tipim, Ah ulan Rıza’yı da okusam aklıma yeğenim gelir oldu.

O zamanlar dinleyici faksı alıyoruz, Bolu’dan bir dinleyicim beni teselli edici bir faks yolladı.

“Bedirhan Bey, Ben annemi kaybettim ve Allahım bu ne büyük acı, bundan büyük acı var mı diye aylarca ağladım, sonra Kaynaşlı depreminde iki yavrumu yan yana gömünce, daha büyük acı varmış anladım.” dedi…

Bu faks diyebilirim ki bana bir tokat gibi geldi, geride daha başka yeğenlerim de vardı,ya da başka kıymetlilerim, sonra kendime geldim ve “acıyı bastıracak acı verme Allah’ım” diye dua ettim…

Senelerce dinleyicisini telkin eden ben, ilk defa bir dinleyicim tarafından en acılı anımda telkin edildim.
Medya Alemi  : Siz ne tür müzik dinlersiniz? Hangi radyolara ve radyoculara kulak verirsiniz?

Bedirhan GÖKÇE : Türk müziğinin iyilerini ve 70-80 li yılların yabancı slow eserlerini çok severim, serisi vardır dinlerim. Enrico Masıas, Frank Snatra, Gibsy King favorilerimdir. Türkülere olan yakınlığım her geçen sene daha da artar oldu, yaştan mı ne? .

Etkilenmemek adına “ulusal” radyoların hiç birini dinlemem, Çalıştığım radyoya zaman zaman kulak veririm kim ne yapıyor diye, bir de bazen arkadaşlarımdan radyolar arası transfer olduklarında destek amaçlı dinler, başarı mesajlarımı atarım. Lütfen ukalalık kabul etmeyin, benim başım onların ayaklarının altı, tekrar söylüyorum sadece “etkilenmemek” adına dinlemem…

Medya Alemi  : Sizi yazarlığınız, radyoculuğunuz ve diğer işlerinizin haricinde nasıl bilelim? Hikayelerin duygusal sesi Bedirhan Gökçe, gerçek yaşamında da aynı mıdır? Neler yapar, neler edersiniz?

Bedirhan GÖKÇE : En öz ifade ile yaklaşık son on senedir hafta içi radyo, hafta sonu konserler şeklinde geçen bir yaşantım var. Saat 14.00’da hayata başlar, gün içinde yapmam gereken işlere bakarım, (orkestra ile prova, röportajlar, arkadaş ziyaretleri, albüm-kitap çalışmaları o an ne varsa)

Karakter olarak çok “şiir okuyuculara” benzemem, gırgır şamatayı severim. Bir gün denk gelir de bir konserimi izlerseniz, sahnedeki “ben”in özel hayatımdaki “ben”in aynısı olduğunu anlarsınız…

Duygusallığı severim ama bunalımdan nefret ederim, çevremde de hep “cıvıklıktan uzak” keyifli insanlar olsun isterim…

Gece radyodan sonra da önce bir şeyler yazar, sonra da O anki psikolojime uygun bir kitabı okur, öyle yatarım…

Medya Alemi  : Radyoculuğu daha ne kadar sürdürmeyi düşünüyorsunuz? Bir de sizin şöyle bir avantajınız var. Sadece sesiniz değil, kaleminiz de kuvvetli. Yani radyoculuğu zorunlu bir sebeple bırakacak olsanız yazmaya devam edebilirsiniz… Radyo, Tv, Sahne, Kitaplar… Yaşamınızın sonuna kadar medya dünyasında yer almayı hedefliyor musunuz?

Bedirhan GÖKÇE : Hiç düşünmedim gideceği yere kadar giderim, alttan gelenlerin koltuğumu zorladığını ya da artık zorlandığımı hissettiğimde hemen bırakırım. Hep söylüyorum, eskiden sesime tutulan insanlar, artık sesime tutunur oldu” orda bir yerlerde Dünyanın dört bir köşesindeki insanlara, bir ses bir yürek olmuşuz hem de hiç farkına varmadan, yoksa bugünden itibaren bile bırakabilirim. En başta söylediğim gibi, Radyo –çok şükür- benim ekonomik anlamda ihtiyacım değil, kendimi ifade ettiğim en keyifli yerim.

Hep medyada olmak gibi bir “hedefim” yok ama benim başka da bir işim yok ki; Başka bir iş yapamam ki, Allah beni ve bu röportajı okuyan hiç kimseyi sevdiği bir işin dışında başka bir iş yapmaya “mecbur” bırakmasın ve herkes sevdiği işiyle, sevdikleriyle beraber çok mutlu bir hayat sürsün…

Her şey herkesin gönlünce olsun…
Hafta içi her gece 23.00-01.00 arası ruhu daralan herkesi de KRAL FM’e beklerim.

 

 

Röportaj Tarihi: 14. 09. 2012

Benzer Haberler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>